1895 yılında bisiklet üretimiyle yola çıkan Škoda, günümüzün dijitalleşen dünyasında yaya güvenliğini artırmak için “DuoBell” isimli yeni nesil bisiklet zilini geliştirdi.
Kulaklıkların gürültü engelleme algoritmalarını aşıyor
Škoda’nın Salford Üniversitesi’ndeki bilim insanlarıyla birlikte yürüttüğü araştırma, aktif gürültü engelleme (ANC) teknolojilerinin belirli frekans aralıklarında “kör noktaları” olduğunu ortaya çıkardı. Geliştirilen DuoBell, klasik bisiklet zillerinden farklı olarak, kulaklıkların gürültü engelleme algoritmalarının bastıramadığı 750–780 Hz frekans aralığında ses üretiyor. Tamamen mekanik ve analog bir yapıya sahip olan bu yenilikçi zil, karmaşık ses dalgaları yayarak kulaklık kullanan yayaların bisikletliyi çok daha hızlı fark etmesini sağlıyor.

22 metreye kadar ek reaksiyon mesafesi sağlıyor
Yapılan saha testleri, DuoBell’in şehir içi trafikte somut bir güvenlik avantajı sunduğunu kanıtlıyor. Londra sokaklarında gerçekleştirilen gerçek kullanım testlerinde, ANC özellikli kulaklık kullanan yayaların bu yeni zil sayesinde uyarıyı 5 saniye daha erken fark edebildiği ve 22 metreye kadar ek reaksiyon mesafesi kazandığı belirlendi. Bu süre ve mesafe avantajı, özellikle yoğun şehir içi trafikte yaşanabilecek olası kazaların önüne geçilmesinde kritik bir rol oynuyor.
Şehir içi mobilitede güvenlik öncelikli
Büyük şehirlerde bisiklet kullanımının yaygınlaşmasıyla birlikte, çevresel farkındalığı düşük yayalarla yaşanan kazalarda da ciddi bir artış gözleniyor. Örneğin Londra’da yalnızca 2024 yılında bu tür kazaların yüzde 24 yükselmiş olması, problemin boyutunu gözler önüne seriyor. Škoda, “DuoBell” projesiyle sadece bisiklet kültürünü desteklemekle kalmıyor, aynı zamanda modern teknolojinin yarattığı yeni güvenlik risklerine karşı basit, etkili ve ulaşılabilir bir çözüm sunarak şehir içi mobiliteyi daha güvenli hale getirmeyi hedefliyor.
“Simply Clever” felsefesinin yeni hali
DuoBell projesi, Škoda’nın köklü “Simply Clever” (Akılcı Çözümler) yaklaşımının modern bir yansıması olarak öne çıkıyor. Markanın bisiklet üretimiyle başlayan 100 yılı aşkın mirasını dijital çağın ihtiyaçlarıyla birleştiren bu tasarım, “dijital bir soruna analog bir çözüm” üretme vizyonunu temsil ediyor. Tour de France ve L’Étape Türkiye gibi uluslararası organizasyonlara verdiği desteği bu inovatif ürünle perçinleyen marka, küçük bir tasarım değişikliğinin, dijital dünyanın karmaşasında nasıl hayat kurtarıcı bir fark yaratabileceğini gösteriyor.
