“Üretimdeki daralma geçici bir süreç”: Türk otomotivi geleceğe hazırlanıyor

Otomotiv Sanayii Derneği (OSD) Başkanı Cengiz Eroldu, üretim rakamlarındaki yüzde 6’lık daralmanın yeni yatırımlar ve takvimsel etkilerden kaynaklanan geçici bir durum olduğunu belirterek, Türkiye’nin otomotivdeki küresel vizyonu için bu dönüşümün kaçınılmaz olduğunu vurguladı.

2026 yılı ilk yarı sonuçlarını değerlendiren OSD Başkanı Cengiz Eroldu, üretimdeki düşüşün ardındaki stratejik nedenleri masaya yatırdı. Bayram tatilleri ve idari izinler gibi takvim etkilerinin yanı sıra, fabrikalardaki hat yenileme ve yeni model hazırlıklarının bu tabloda belirleyici olduğunu ifade eden Eroldu, yatırımların devreye girmesiyle yılın geri kalanında üretim performansının hızla yukarı yönlü ivme kazanacağını açıkladı.

Cengiz Eroldu

ÜRETİMDEKİ DARALMA GEÇİCİ BİR SÜREÇ

Üretim rakamlarındaki yüzde 6’lık düşüşün temelinde, çalışma günlerinin azlığı ve dev yatırımların hayata geçirilmesi süreçleri yatıyor. Eroldu, bayram tatilleri ve idari izinler nedeniyle üretim hattında yaşanan 5-6 günlük kaybın tabloyu olumsuz etkilediğini belirterek, “Ayrıca, fabrikaların yeni modeller ve kapasite artışları için hatlarını hazırlarken mevcut üretim kapasitelerini bir süreliğine kısmak zorunda kaldı. Yılın ikinci yarısında bu yatırımların devreye girmesiyle üretim performansının ciddi bir ivme kazanması bekleniyor. Yeni nesil elektrikli araçların üretimine yönelik hat yenileme süreçleri, kısa vadeli kapasite düşüşünün asıl sorumlusu olarak görülüyor. Ancak bu dönüşüm, Türkiye’nin otomotivdeki geleceğini garanti altına alan vizyoner bir adım olarak değerlendiriliyor. Fabrikalar yeni kapasiteleriyle tam randımana geçtiğinde, yılın toplamında dengelenmiş bir üretim grafiği ile karşılaşacağız. Sektör, sadece bugünü değil, gelecek 5-10 yılın rekabet koşullarını düşünerek bu zorlu hazırlık döneminden geçiyor.” dedi.

İHRACATTA TARİHİ ZİRVE VE GÜÇLÜ KONUM

Türk otomotiv sanayii, yılın ilk altı ayında geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 4’lük artışla 20,8 milyar dolarlık ihracata imza attı. Cengiz Eroldu, bu rakamın tarihsel olarak ilk altı aylık dönemlerdeki en yüksek seviye olduğunu belirterek, sektörün başarısını vurguladı. Eroldu, “Otomotiv sektörü, Türkiye’nin toplam ihracatının yüzde 17,5’ini karşılayarak ekonomideki stratejik ağırlığını korumaya devam etti. İç pazardaki zayıflamaya rağmen sanayinin dış pazarlara yönelmesi, ihracat hedeflerinin tutturulmasında belirleyici bir rol oynadı. Sektör, 20 milyar dolar barajını aşarak küresel ölçekteki rekabet gücünü bir kez daha kanıtlamış oldu.” ifadelerini kullandı.

TRAKTÖR SEKTÖRÜNDE KRİTİK ALARM

Segment bazlı değerlendirmelerde otomobil ve ticari araçlarda pozitif bir seyir gözlenirken, traktör sektörü maalesef ciddi bir daralma yaşıyor. Üretimde yüzde 36’lık bir kayıp gerçekleşirken, pazarın neredeyse yarı yarıya küçüldüğü verilerle gözler önüne serildi. Cengiz Eroldu, zirai kredi desteğinin azalmasının bu sektördeki dengeleri bozduğunu ve acilen yeniden ele alınması gerektiğini vurgulayarak, “Traktör üreticilerinin bu kayıpları ihracatla telafi etmeye çalıştığı ancak yerel pazar desteğinin sektörün sürdürülebilirliği için şart. Özellikle çiftçinin modern ekipmana erişimini kısıtlayan kredi daralması, iç piyasadaki satışların durma noktasına gelmesine neden oldu.” diye konuştu.

AB TASLAĞINA KARŞI DİPLOMATİK ATAK

Eroldu şöyle devam etti:

“Avrupa Birliği’nin gündemindeki ‘sanayi hızlandırma’ yasa tasarısı, Türk otomotiv ve tedarik sanayisi için ciddi bir tehdit unsuru oluşturuyor. Taslaktaki yüzde 70 komponent barajı ve AB içinde üretim şartı, Türkiye’nin Avrupa pazarıyla olan 40 yıllık entegrasyonuna zarar verebilecek maddeler içeriyor. OSD, TAYSAD ve diğer ilgili paydaşlarla birlikte, bu taslağın Türkiye’yi dışlamadan Avrupa ile uyumlu hale getirilmesi için yoğun bir lobi faaliyeti yürütüyor. Avrupa ile olan dengeli ticari yapının korunmasının, bizzat Avrupa otomotiv sanayisinin de yararına olduğu her platformda dile getiriliyor. Türk üreticiler, Avrupa pazarının tedarik zincirindeki kopmaz bir parça olduklarını ve ayrımcı uygulamaların her iki tarafın rekabetçiliğine zarar vereceğini savunuyor.”

Diğerleri

Yorumlar