Elektrikli otomobillerin ardından otobüs, kamyon, çekici, iş makineleri ve tarım araçlarının da dönüşüme katılması, enerji altyapısında yeni bir planlama ihtiyacını ortaya çıkarıyor. Lumicle CEO’su Tahir Karabulut, üretim, depolama ve tüketimin birbirine entegre edilmesi gerektiğine dikkat çekti.
Elektrikli araçların farklı kullanım alanlarında yaygınlaşmasıyla yüksek güçlü şarj, yenilenebilir enerji üretimi ve depolama sistemlerinin birlikte planlanması önem kazanıyor. Karabulut, özellikle lojistik merkezleri, organize sanayi bölgeleri, tarım kooperatifleri ve maden sahalarında yerinde üretim ve depolama çözümlerinin öne çıkacağını belirtti.
ENERJİ ÜRETİMİ TÜKETİME YAKINLAŞACAK
Lumicle CEO’su Tahir Karabulut, merkezi üretim ve uzun mesafeli iletime dayalı geleneksel enerji modelinin elektrikli mobilitenin yaygınlaşmasıyla tek başına yeterli olmayacağını söyledi. Karabulut’a göre enerjinin mümkün olduğunca üretildiği yerde tüketilmesi, şebeke üzerindeki baskının ve uzak mesafeli enerji taşıma maliyetlerinin azaltılmasına katkı sağlayacak.
Fabrika çatılarındaki güneş enerjisi üretiminin doğrudan fabrikada, depoda veya filoda kullanılmasının önemine işaret eden Karabulut, ihtiyaç fazlası elektriğin depolanarak talebin yükseldiği saatlerde değerlendirilmesi gerektiğini belirtti. Böylece üretim ve tüketim arasındaki dengenin daha etkin kurulabileceğini ifade etti.

ŞARJ İSTASYONLARINDA DEPOLAMA ÖNE ÇIKIYOR
Güneş ve rüzgâr gibi yenilenebilir enerji kaynaklarının üretimi gün içerisinde değişkenlik gösterirken elektrikli araçların şarj talebi belirli saatlerde yoğunlaşabiliyor. Batarya depolama sistemleri ise üretim ile tüketim arasındaki farkın dengelenmesine yardımcı olarak yüksek güçlü şarj altyapısının daha zayıf şebeke noktalarında kurulmasını mümkün kılabiliyor.
Karabulut, özellikle yüksek güçlü şarj noktalarında depolamanın yalnızca yedek enerji kaynağı olarak görülmemesi gerektiğini vurguladı. Depolamanın şebeke kapasitesinin daha verimli kullanılmasına, yenilenebilir enerjinin ihtiyaç duyulan zamanda devreye alınmasına ve hizmet sürekliliğinin korunmasına katkı sağlayacağını söyledi.
ELEKTRİKLİ LOJİSTİK OSB’LERİ DÖNÜŞTÜRECEK
Elektrikli kamyon ve çekicilerin liman, gümrük, dağıtım merkezi ve şehir içi teslimat hatlarında yaygınlaşması, lojistik işletmelerinin yalnızca araç yatırımlarını değil, enerji altyapılarını da yeniden planlamasını gerektirecek. Karabulut, küçük dağıtım araçlarından uzun mesafe çekicilerine uzanan elektrikli lojistik modelinde şarj planlamasının filo rotaları ve bekleme süreleriyle birlikte yapılması gerektiğini belirtti.
Aynı anda çok sayıda elektrikli çekicinin şarj ihtiyacının ortaya çıkacağı lojistik merkezleri için kapsamlı enerji planlamasının önemine dikkat çeken Karabulut, organize sanayi bölgeleri ve büyük tesislerde trafo kapasitesi, şarj sahası, çatı üstü enerji üretimi ve depolamanın tek bir enerji yönetim planında değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti. Bu yatırımların beş yıllık planlara bugünden dahil edilmesi gerektiğini söyledi.

TARIM VE MADENCİLİKTE YENİ MODELLER GELİYOR
Elektrikli dönüşümün karayolu lojistiğinin yanı sıra tarım ve madencilik sektörlerinde de yeni modelleri gündeme getirmesi bekleniyor. Karabulut, elektrikli tarım araçlarında yüksek ilk yatırım maliyeti ve kesintisiz çalışma ihtiyacının kooperatif tabanlı ortak araç havuzları ile mobil depolamalı şarj çözümlerini öne çıkarabileceğini belirtti.
Elektrikli traktörlerin ortak kullanımını sağlayacak kooperatif modellerinin küçük üreticiler açısından yatırım yükünü azaltabileceğini ifade eden Karabulut, tarlaya taşınabilen mobil depolama ünitelerinin de çalışma sürekliliğini destekleyebileceğini söyledi. Maden sahalarında ise rota, yük ve enerji üretiminin birlikte planlanmasının verimlilik sağlayacağını aktaran Karabulut, elektrikli ağır vasıtaların eğimli güzergâhlarda rejeneratif frenleme yoluyla enerjinin bir bölümünü geri kazanabileceğini ve bu araçların sahadaki güneş enerjisi üretimiyle desteklenebileceğini kaydetti.


