Dijitalleşme yerini güvenliğe bırakıyor: Fiziki tuşlar geri dönüyor

Otomotiv sektörü son on yılda kokpitleri tamamen dijitalleştirse de artan güvenlik endişeleri ve kullanıcı alışkanlıkları üreticileri geleneksel fiziksel tuşlara dönmeye zorluyor.

Otomotiv sektörü son on yılda, dijitalleşme adına direksiyon simidinden kapı kollarına, gösterge panellerinden klima kontrollerine kadar neredeyse her bileşeni yeniden tasarladı. Büyük ekranlar, dokunmatik yüzeyler ve minimal kokpit anlayışı, teknoloji algısını güçlendirdi. Ancak teknolojinin ilerlemesiyle beraber dijitalleşen otomobillerde hala geleneksel yapı kullanıcı bazında aranıyor. Üreticilerin kullanım alışkanlıkları ve güvenlik regülasyonları baskısıyla geleneksel birçok unsura dönmek durumunda kaldığına dikkat çeken İTO 52. Komite Başkanı ve Motor Aşin CEO’su Saim Aşçı, kullanıcıların içten yanmalı motor sesini, konvansiyonel araçlardaki mekanikliği ve tuş kombinasyonlarını hala deneyimlemek istediğini vurguladı. Başlarda sadece bir tartışma konusu olan dijitalleşme, gelinen boyutta güvenlik konusunu ilgilendirecek farklı bir yere evrildi.

Saim Aşçı

Dijital ekranlar sürüş sırasında kontrolsüz mesafe kat ettiriyor

Konuya dair önemli tespitlerde bulunan Motor Aşin CEO’su Saim Aşçı, dijitalleşmenin yoğun olduğu araçlarda insan dikkatini yoldan ayıracak birçok konunun gündeme geldiğini belirtti. Araştırmalar, sürüş sırasında dokunmatik ekran kullanımının dikkat dağınıklığını ciddi biçimde artırdığını ortaya koyuyor. NHTSA verilerine göre, araç içi ekran üzerinden yapılan işlemler sürücünün dikkatini yoldan ortalama 2 ila 3 saniye ayırmasına neden oluyor; bu süre, 90 km/s hızda yaklaşık 70 metreyi kontrolsüz kat etmek anlamına geliyor. Aynı çalışmalarda dokunmatik ekran temelli kontrollerin, fiziksel butonlara kıyasla sürüş sırasında hata yapma riskini yüzde 20 ila 25 oranında artırdığı belirtiliyor. Saim Aşçı, fren mesafesi testlerinde 3-4 metrenin bile kritik olduğu bir noktada bu verilerin oldukça tedirgin edici olduğunu ifade etti.

Euro NCAP 2026 sonrası fiziki tuş zorunluluğu

Regülasyon cephesinde tasarım özgürlüğünün güvenliğin önüne geçemeyeceği mesajı netleşiyor. Euro NCAP’in 2026 sonrası değerlendirme kriterlerinde; sinyal, dörtlü flaşör, cam buğu çözme ve klima gibi temel fonksiyonların fiziksel olarak erişilebilir olmaması, doğrudan puan kırma gerekçesi sayılacak. Bu durum, teknolojik donanımı yüksek bir aracın yalnızca kokpit arayüzü nedeniyle beş yıldız yerine dört yıldız alabilmesi anlamına geliyor. Avrupa pazarı için üretim yapan firmalar, bu nedenle mevcut platformlarını yeniden revize etmek zorunda kalacak. J.D. Power’ın yaptığı araştırmalar da kullanıcıların yüzde 68’inin temel fonksiyonlarda fiziksel tuş tercih ettiğini göstererek bu regülasyonların tüketici beklentisiyle örtüştüğünü kanıtlıyor.

Yeniden mekanik döneme geçişin maliyeti ve üretim süreci

Ürün ve tedarik zinciri açısından değerlendirme yapan Saim Aşçı, son beş yılda araç içindeki mekanik buton sayısının ortalama yüzde 40 azaldığını, ancak şimdi tersine bir yönelimin başladığını belirtti. Üreticilerin yeniden fiziksel anahtar grupları, mekanik klima panelleri ve direksiyon üzeri gerçek tuşlara yönelmesi; yeni kalıp yatırımları, yeni tedarikçi anlaşmaları ve parça revizyonu anlamına geliyor. Bu dönüşümün orta vadede üretici maliyetlerini araç başına 200 ila 400 dolar arasında artıracağı öngörülüyor. Sektörde dijitalleşme ile sadeleşen kokpitlerin, güvenlik ve yasal zorunluluklar nedeniyle daha karmaşık ve maliyetli bir mekanik yapıya geri dönmesi bekleniyor.

Satış sonrası hizmetlerde ekran arızaları maliyeti katlıyor

Satış sonrası hizmetler ve yedek parça tarafında ise tablo dijitalleşme aleyhine daha çarpıcı bir hal alıyor. Dokunmatik ekran tabanlı multimedya sistemlerinde tek bir ekran arızasının ortalama onarım maliyeti 15 ila 25 bin TL seviyesindeyken, fiziksel bir düğme ya da anahtar grubunun değişimi çoğu zaman 500 ila 1500 TL bandında kalıyor. Sigorta şirketleri ve filo firmaları, yüksek maliyetli ekran hasarlarını ciddi bir risk unsuru olarak tanımlıyor. Fiziksel kontrollerin geri gelmesi, satış sonrası pazarda daha modüler ve düşük maliyetli bir yapı oluşturuyor. Saim Aşçı, teknolojinin sürücünün hayatını kolaylaştırdığı sürece değerli olduğunu, aksi takdirde konfor değil bir risk unsuruna dönüştüğünü belirterek konuşmasını tamamladı.

Diğerleri

Yorumlar