TAYSAD Yönetim Kurulu Başkanı Birinci, “Çin’den ithalatta büyük bir artış var. Bu artış, uzun vadede üretimin ithalata bağımlı hale gelmesine, yerli tedarikçinin zayıflamasına ve sanayimizin dışa açıklığının kritik seviyelere ulaşmasına yol açabilir.” dedi.

Taşıt Araçları Tedarik Sanayicileri Derneği (TAYSAD), otomotiv sektörünü tedarik sanayi özelinde değerlendiren bir anket çalışması gerçekleştirdi. TAYSAD’ın Rekabetçilik Anketi sonuçlarına göre otomotiv tedarik sanayisinin son iki yılda yaşadığı en büyük zorluklar ele alındı. Buna göre sektörün son iki yılda yaşadığı en büyük zorluk, yüzde 92 ile yüksek iş gücü maliyetleri oldu. Sektör temsilcileri ayrıca yüzde 82,22 ile baskılanan döviz ve yüzde 46,67 ile de faiz yükü/krediye erişim zorluğunu en büyük zorluklar arasında sıraladı.
Kaybedilen projeler Çin’e yöneldi
Ankete göre tedarik sanayisinin istihdamında yüzde 10’dan fazla daralma yaşayan firmaların oranı yüzde 64’ü buldu. Ankete göre son 12 ayda istihdamında daralma yaşanmadığını belirtenlerin oranı ise yüzde 31,56’da kaldı. Ankete göre 2025 yılında kapasite artışı yatırımı planlamayanların oranı yüzde 64 olurken kararsızlarla birlikte bu oranın yüzde 74 seviyesine yükselmesi dikkat çekti. Ankete yanıt veren firmaların yüzde 44’ü son 1 yılda yeni proje kazanımında düşüş yaşadığını belirtirken yeni projelerinde artış yaşadığını belirtenlerin oranı yüzde 25,78 seviyesinde kaldı. Verilere göre kaybedilen projeler ağırlıklı olarak Çin’e yöneldi. Kapasite artışı Türkiye’de yavaşlarken yatırım rotalarının yurt dışına kayması endişe verici.

Her 4 firmadan 3’ü yatırım yapmıyor
Yerli tedarik sanayisinin rekabet gücünü tehdit eden başlıca sorunların çok net olduğunu söyleyen TAYSAD Yönetim Kurulu Başkanı Yakup Birinci, “Hızla yükselen maliyetler, döviz kuru politikaları ve finansmana erişimde yaşanan darboğaz. Bu sorunların çözümü için sektörel ve yapısal önlemlerin vakit kaybetmeden hayata geçirilmesi gerekiyor. Her 4 firmadan 3’ü yatırım yapmıyor. Bu tablo, sadece mevcut durumu değil, geleceğe dönük beklentilerin de zayıfladığını ortaya koyuyor” dedi.
Çin’den ithalat hızla artıyor, yerlinin payı daralıyor!
Orta ve uzun vadeli yapısal tehditlerin de gündemde olduğuna dile getiren Birinci, bunların başında Çin’den yapılan ithalattaki hızlı artışa dikkat çekerek şunları söyledi: “Çin gibi ülkelerle rekabette korunmak adına yerli tedarikçi kullanımının artırılması, yerlileşmeye göre teşvik sisteminin kurgulanması ve ana sanayi ile tedarikçi arasında adil ve uzun soluklu fiyatlama mekanizmalarının hayata geçirilmesi büyük önem taşıyor. Bu noktada özellikle Çin’den gelen ithalatın son yıllarda hızla artmakta olduğunu göz ardı edemeyiz. Mesela, motorlu taşıtlar için parça ve aksesuarlar kategorisinde, Çin’den ithalatın son 5 yılda yüzde 156 arttığını görüyoruz. Bu artış, uzun vadede üretimin ithalata bağımlı hale gelmesine, yerli tedarikçinin zayıflamasına ve sanayimizin dışa açıklığının kritik seviyelere ulaşmasına yol açabilir.”
Yerli üretime özel teşvikler verilmeli
Yakup Birinci, çözüm için şu önerilerde bulundu:
-SGK ve vergi teşviklerinin artırılması -Finansman desteklerinin sadeleştirilmesi -Verimlilik ve dijitalleşme yatırımlarına özel destekler verilmesi -İstihdam ve ihracata dayalı döviz dönüşüm desteği sisteminin devreye alınması.
“100 kişilik istihdam karşılığı belirli ihracat oranlarına +1 puan döviz dönüşüm teşviki verilirse, kayıtlı istihdam korunur, ihracat iştahı artar” diyen Yakup Birinci, otomotiv tedarik zincirlerinin sürdürülebilirliği için bu adımların kritik olduğunu söyledi.


